Bisikletle Seyehat Eden Çiftin Ayrılıkla İmtahanı

İlk iki gün harikaydı çünkü hem az sürüş yapmıştık hem de ikinci gün Viyena’nın yakınındaki güzel bir kampta dinlenme imkanı bulmuştuk. Biz de fırsatı yakalamışken Viyana şehrini karış karış gezdik. Gerçekten gezmeğe değer bir şehir. Bisikletle gezmek o kadar kolay ki şehrin her tarafında bisiklet yolları var. Kısacası işler yolunda gidiyordu.

 

İşlerin yolunda olduğu zamanlarda aramızda pek sorun yaşanmıyor. Ancak ben panik olduğumda yada umutsuzluğa düştüğüm anlarda durum değişiyor. Bu hikaye birlikte kalabilmek için nasıl bir sınavdan geçtiğimizi anlatıyor.

Turumuzun dördüncü gününde bulutlarla kaplı bir havada biraz da geç halka açık göl kenarındaki Neufeld See’deki kamp alanından ayrıldık. Toplanmamız bazen uzun sürüyor. Varış noktamızı Friedberg olarak planlamıştık.Yaklaşık bir saat kadar sürdükten sonra dordurmacıda mola vermek zorunda kaldık. Uzun bir mola oldu bizim için çünkü dün kaldığımız kamp alanında telefonlarımızı şarj edememiştik. Benim ki çok önemli değil ancak Erkan navigasyon kullandığı için onun telefon şarjının olması gerekliydi. Zira bataryamızda bitmişti. Bize yetecek kadar şarj işini hallettikten sonra hızlıca yola koyulduk çünkü hava gitgide bozuyordu ve biz çok zaman kaybetmiştik.

Dağların içine girdikçe ve insan popülasyonu azaldıkça ortalık daha da karardı sanki. Hava patlamak üzereydi. Önce hafif hafif yağmur taneleri düşmeye başladı. Kendi kendime ne de olsa yaz yağmurudur gelip geçer diye avutmaya çalışıyordum ki Erkan sığınmak için bir evin saçağının altında durdu. Biraz bekleyelim geçebilir dedi. Gerçekten de yağmur biraz sonra dinmişti. Tekrar yola koyulduk ancak yağmur bu defa şiddetini daha da arttırarak yeniden başladı. Artık yağmur dinecekmiş gibi görünmüyordu. Daha da fazla ıslanmamak için trafo binasına benzer bir yere kendimizi attık. Önümüz yemyeşil çimendi. Yol kenarı olmasa çadırı oraya bile kurabilirdik ama o kadar göz önünde idik ki. Mutlaka biz o çadırı kurduktan üç dakika sonra polisler gelirdi. Arananlar listesine girmemek için böyle bir risk alamazdık tabi. Dört gün içinde polislik iki vukuat buraya fazla gelebilirdi.

Türkiye’deki yollarda emniyet şeridinin olması biskletle sürüşü bazen oldukça kolaylaştırıyor ancak buralarda yollar gidiş geliş tek yön ve emniyet şeridi diye bir kavram yok. Hal böyle olunca bardaktan boşanırcasına bir yağmurda bisikletle sürmek pek de kolay olmuyor. Bu arada yanlış anlaşılmaması için şunu ilave etmek istiyorum. Yolların bu şekilde yapılmasında ki amaç doğaya en az tahribatı vermek. Buralarda canlı olan herşeye inanılmaz bir saygı var.

Neyse biz hikayemize geri dönelim. Yarım satten fazla yağmurun dinmesini bekledik. Yağmur nedeniyle epey vakit kaybetmiştik. Şu ana kadar yaklaşık 30 km yapmıştık ve sanırım daha bir 30 km yolumuz vardı. Saat dört civarıydı ve hava pek parlak görünmüyordu. Bu şartlarda yağmurdan dolayı iyice düşen hızımız nedeniyle en az üç saatlik yolumuz olduğu görünüyordu. Ben ise çoktan umutsuzluğa düşmüştüm. Bu benim için pek de iyiye işaret değildi. Tekrar yola çıktığımızda önümüzde tren istasyonun olduğunu fark ettik ve bakmak için istasyona girdik. Tren güzergahlarının ve saatlerinin yazılı olduğu tabelaya baktığımızda gideceğimiz yere kadar tren olduğunu ve bisiklet aldığını gördük. Ben kendi adıma çok sevinmiştim. Trenin gelmesine bir saaat kadar vardı. İtalya’da trene bisiklet ile binme konusunda acı hatıralarımız olduğu için midir bilmem Erkan bir saatimizi burada bekleyerek geçirmektense güzergahımızın tren yolunu takip ettiğini, bir iki durak sonra tekrar trene binebileceğimizi söyleyerek yola çıkmamızı istedi. Aslında ben bu fikre pek sıcak bakmamıştım. Ama diyemedim işte basiretim bağlandı. İlişkilerde her zaman net olmak gerekiyor. Bu sanırım şöyle oluyor tamam ben şimdi susuyorum ama fırsat elime geçince o zaman ben sana soracağım. Umarım haklı çıkarsın.

Ne yazık ki Erkan haklı çıkmadı. Üç dört kilometre sonra tekrar yağmur hızla yağmaya başladı. Biz tren hattından ayrıldık iç kısımlara doğru girdik. Demek ki rotanın tamamı tren hattı üzerinde değilmiş. Erkan bir ara bana geri dönsek mi dedi ama trene yetişemeyecek kadar da uzaklaşmıştık. Bense yol boyu gitgide daha da Erkan’a sinirleniyordum. Yağmur iyice şiddetini arttırınca Erkan bir yere sığındı. İşte söz sırası bana gelmişti. İntikam soğuk yenen bir yemektir. Bu yemek benim mideme oturdu. Erkan’ı suçladım birbirimize bir sürü kötü şey söyledik. Oysa beraber yola çıkmıştık iyi günde de kötü günde. Bizse neredeyse yol ayırımına gelmiştik. Aslında yapmamız gereken birbirimize tutunmaktı. Ama sınırı aşınca geri adım atmak çok zor oluyor. Önemli olan olayları o noktaya getirmemek.

Sanırım Erkan’ı çok sinirlendirmiştim. Aslında istediğim de buydu ama nedense bu beni hiç mi hiç mutlu etmedi. Bana onu takip etmememi ve istediğim yere gidebileceğimi söyledi. Tabi ki bunu yapacak durumum yoktu. Nerede olduğumuza dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Yaklaşık bir saat kadar ağlaya sızlaya Erkan’ı uzaktan takip ettim. Aklıma bir sürü senaryo geliyordu. Ya ona yetişemezsem ya gözden kaybedersem yol bilmiyorum iz bilmiyorum. Oysa sabah ne kadar da mutlu uyanmıştık. Yağmur bile önemsiz kalmış, Erkan’ı üzdüğüm konusu ilk sıraya yerlemişti. Durumu nasıl düzeltirim derken Erkan bir istasyon daha buldu ve biz gelen trene birbirimize sarılarak atladık. Yağmurlu bir akşamüstü trenle yine biz eski biz olarak kalacağımız kamp alanına kadar gittik.

Share This!

One thought on “Bisikletle Seyehat Eden Çiftin Ayrılıkla İmtahanı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *